1/11/2008 - HAYAT ÇOK KISA
EVLİLER OKUYUN..... BEKARLAR DERS ALIN..... :))) Can Dündar yine ustadligini konusturmus... > Evlilik, inanmadigim halde içerisinde 17 seneyi bitirdigim bir kurum benim > için.. 17 senede (abartmiyorum) 40 çift arkadasimin son verdigi kurum ayni > zamanda da... Evliligimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma > inanmamaktan geçiyor. > Evliligi toplumun dayattigi sekilde yasamamaktan... Nedir bu dayatmalar? > Erkegin muhakkak kadindan yasça büyük olmasi, egitim seviyesinin erkegin > lehine yada en azindan esit olmasi bunlarin sadece ikisi... > Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmali ki, kadina 'hot' > dediginde oturmali kadin... Yada yumusatiyorlar; > -Efendim kadin erkekten önce çöktügü için (hani dogum felan) küçük olmaliymis yasi... > Egitimde de böyle.. Kadinin çok okumusu bilmis olurmus, evde kalmakmis layiki.... > ESiM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne 'hot' dememe gerek kaldi 17 senede, ne de > benden önce çöktü... > Yillar içinde ben yaslandikça o gençlesti, > -'Ooo Can bey kapmisiniz çitiri' esprilerine muhattap dahi oldum. > ESiM 3 ÜNiVERSiTE BiTiRDi; ben bi taneyi 9 senede bitirdim.. > Ne o bana bilmislik tasladi, ne ben ona ezik baktim... Kulaga gelen müzik > tekse de, onu olusturan notalar farklidir der Halil Cibran... > Bunu unutmadik biz. > Ben konusurken o dinledi,ben dinlerken o konustu 17 sene. > O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o 'haklisin bitanem...' dedik, > Öfke bitip firtina duruldugunda 'ama bi de böyle düsün' de dedik fikrimizi > savunurken. > Farkli insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç için savasan > neferlerdik bu hayatta... > Asla bilmedik ne kadar para kazandigimizi, ortak cüzdanimizdan gerektigi > kadar aldik.. > Ne kadar çalarsa çalsin masanin üstünde telefon , kim bu saatte arayan > karsi cins diye sorgulamadik da ama... > Sevginin en büyük dostuydu bizim için 'güven'... ve güvenin ardina > saklanmis bir 'saygi' vardi daima... > Ne kavgalar, ne badireler atlattik 17 senede... > Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yasayacaktik... > Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamin disinda yattim > bi gece, misafir odasinda... > Gece yarisi kapi açildi esim; > -'Ne yapiyosun burda?' diye sordu kapinin esiginden, 'uyuyorum' dedim buz > gibi bi sesle... Gitti, gelmesi 1 dakikasini almisti elinde yastikla... > 'kay yana' dedi daracik yatakta. 'ne yapiyosun?' dedigimde 'benim yerim > senin yanin, sen gelmezsen ben gelirim' dedi... > Anladim ki o gece, en uzun kavgamiz yat saatine kadar sürecek... > Ve bence dogrusu da bu... > Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamiz haric.. > Kirsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadik birbirimize... > Toplum kurallariyla oynasaydik bu oyunu belki de 41 inci çift olacaktik o > listede... > Ama oyunun kurallarini biz koyduk... Nede olsa bizim oyunumuzdu,oynanan... > Evlilik; hesapsiz içine dalinmasi gereken bir oyun bence... > Topluma kulaklarini tikayarak hemde... Ne benim, ne de bizim > sözlerimizle... Sadece gönlünüzden geçtigince... > Dedigi gibi Ataol Behramoglu'nun; > '...Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var: > Yasadin mi büyük yasayacaksin, irmaklara, göge, bütün evrene > karisircasina.Çünkü ömür dedigimiz sey, hayata sunulmus bir armagandir. >Ve hayat, sunulmus bir armagandir insana...
CAN DÜNDAR
> Hayat kisa gelen bir battaniye gibidir. > Yukari cekersin ayak parmaklarin isyan eder. > Asagi cekersin omuzlarin titrer . Ama yine de, neseli insanlar dizlerini > karinlarina ceker, rahat bir uyku uyumayi basarir..........
|